sv

Kitap Yorumu | Jane Eyre

avatar

kaaninkitapligi

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Kitap Yorumu |#janeeyre

.
“Hayır, kendi kendini sen çekip ayıracaksın, kimse sana yardım etmeyecek. Kendi elinle sağ gözünü oyacaksın. Kendi elinle sağ elini keseceksin. Kendi yüreğini kendin deşeceksin.”
.
Herkese Merhaba
Jane Eyre, annesi ve babasını ölümünün ardından, dayısı ile kalmaya başlar. Dayısının ölümünden sonra ise yengesi ve kuzenleri ile kalır.
Yengesi Jane Eyre yi sürekli dışlar, onun hoyrat söz dinlemeyen her şeye muhalefet sorgulayıcı ruhunu şeytanın ele geçirdiğini düşünür.
Ve onu bir manastıra gönderir. Tabi Jane gitmeden önce yengesine karşı tüm öfkesini kusar.
.
Manastırda ise sert ve sıkı koşullar altında eğitim görür. Kendini geliştirmeye adar. Sürekli sorguluyor, sürekli yeni şeyler öğreniyor ve bu şekilde yıllar geçiyor. 6. Yılın sonunda okulda Mürebbiye olarak çalışmaya başlıyor. 2 yıl Mürebbiyelik yaptıktan sonra başka bir iş bulmak için gazeteye ilan veriyor.
Kısa zamanda da Thornfield Malikânesi’nde mürebbiye olarak çalışmaya başlıyor.
.
Jane Eyre bu durumdan çok çok memnun oluyor, yeni iş, yeni insanlar ve yeni deneyimler. Bunları düşündükçe çok heyecanlanıyor. Ama hesaba katmadığı bir şey var. Malikanenin gizemli efendisi..
.
İnanın konu baya uzuyor.
Kısaca özet geçtim yukarıda.
Kitapta neden etkilendim ondan bahsedeyim.
.
İlk olarak Charlotte Bronte’ nin bu eseri zamanın erkek egemen toplumunda yazdığını biliyoruz ki bunu kitapta hissediyoruz.
Jane Eyre, sorgulama, öğrenme ve yeni şeyler deneyimleme isteği asla bitmeyen bir kızdan, kadına dönüşüyor.
Aile sevgisi görmemiş, hiç aşık olmamış, ruhu yalnız bir birey oluyor.
Ama kendini baya geliştiriyor. Erkek egemenliğinde dimdik duruyor. Kültür veya gelenekler bunların aşılması gerektiğini düşünüyor.
.
Tabi daha sonra aşık oluyor, ailesi olan insanları buluyor. Ve geçmişte olan her şey tekrar şu yüzüne çıkıyor.
Kitap aşırı akıcı ve okuması çok keyifli bir klâsikti.
.
“Başımı şeytanın göğsüne dayadım bir an. Boynumu bilerek, isteyerek, onun çiçekten boyunduruğunun altına geçirdim; sunduğu kadehten içtim. Şeytanın göğsü ateş içindeydi.
Çiçeklerim arasında bir zehirli yılan gizliydi; kadehteki şarap ağzımda acı bir tat bıraktı. Bunların hepsini biliyor, görüyordum.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli